1957 Fethiye Depremi
Tarih Vakfı internet sitesinden alınan bu makale Servet YANATMA tarafından hazırlanmış olup, Toplumsal Tarih Dergisi Üniversite Öğrencileri Tarih Yarışması’ndan ikincilik ödülü almıştır.
Giriş : Ege ve Akdeniz bölgeleri arasında geçiş sahası görüntüsündeki Muğla’nın en önemli yerleşim merkezlerinden biri Fethiye’dir. İlçenin, merkeze bağlı 21, Eşen bucağına bağlı 15, Kemer bucağına bağlı 25, Üzümlü bucağına bağlı 8 ve Seki bucağına bağlı 10 köy olmak üzere, toplam 79 köyü vardır.1 1955 nüfus sayımına göre, Fethiye ilçe merkezinde 5.665, köy ve bucak merkezlerinde ise toplam 53.997 kişi yaşamaktaydı.
Hem bölgenin tektonik yapısını daha iyi anlamak, hem de sismik tehlikeyi değerlendirmek için, bölgede gerçekleşmiş depremlerle ilgili bilgimizi zaman olarak olabildiğince geriye götürmek önemlidir.(3) Bu yüzden, Fethiye ilçesinin konumuyla ilgili zemin ve tektonik bilgilerini aktarmak yararlı olacaktır. Fethiye’de zeminin genç alüvyonlardan oluşması ve yeraltı suyunun da yüksekte bulunması, depremlerde şiddeti arttırıcı bir rol oynamaktadır.
Seki bucağı havzası hariç, Fethiye’nin diğer bütün kesimleri dağların eteklerinden gelen toprağın kaymasından meydana gelmiştir. Eşençayı vadisi ile deniz kenarına kadar olan düz saha alüvyonludur. Bu bölgede çakıl, kum ve siltten oluşan ve geniş bir sahayı kapsayan gevşek bir zemin vardır.(4)
Fethiye, Türkiye’nin birinci derecede tehlikeli deprem kuşağı içindeyer alır.(5) Kasaba batıda Kerme körfezinden Kocaçayı vadisine kadar giden ve Akdeniz kıyısına paralel olarak uzanan bir tektonik çukurluk sisteminin içindedir. Bu çukurlukta sık sık yerel depremler oluşmaktadır.
Folklorik Meteoroloji (Zemheri, hamsin, cemre, ayandon)
Yıllardır büyüklerimizden duyduğumuz ve atalarımızın ekim, dikim, budama, sulama gibi faaliyetlerine yön verdikleri zemheri, hamsin, eyyam-ı buhur, cemre gibi tabirleri araştırırken karşılaştığım detaylı bir araştırma… İlgilenenlerin işine yaraması umuduyla…
________________________________________________________________________________
Evvela ismi konmuş, lakin halen cismi, mahiyeti sırlar gölgesinde salınmakta olan Cemre’ye;
(Asırların gün hükmünde olduğu yağmurun öyküsünün satır aralarında, tabiatta bir ilginç varlık olan insanın da zikredilmesi kadar sıradan bir vakıa bulunamaz)
Meteoroloji kelimesi ilk kez Aristo tarafından dünya bilimlerine ilişkin ele aldığı Meteorologica yazısında dillendirilmiştir ki şol eser aynı zamanda dört elementten (ateş, su toprak, hava), su buharından, havadan, jeoloji ve hidrolojiden de bahseden başat bir yazıt olagelmiştir yüzlerce sene. Bununla birlikte belirli coğrafyaların türlü halklarınca, geçmişi yüzlerce yıla dayalı gözlemlerin derlenmesi neticesinde hayata ve hayatta kalmaya dair önemli kimi olayların (tohum ekme, ağaç budama, çiçek ekme, vb.) bu gözlem bilgilerinden faydalanılarak takip edilmesi sonucunda halk edilmiştir folklorik meteoroloji. Bir nevi yazılı olmayan takvimdir.
Biçare insanları zamanında etkileyen en önemli hava olaylarının fırtınalar olmasından dolayı bahsi geçen gözlem dizisine, Fırtınalar Takvimi demek de yanlış olmaz.
Kimi “havayi” meteorolojik olaylar, tarihin akışına dahi yıkıcı şekilde etki etmişlerdir. Hal böyle iken hava ile ilintili olaylara dair insanların daha bir pür dikkat kesilmeleri takdir edilirse son derece normaldir.













