Lykia bölgesinin, tarihini, son on yıldır yapılan kazıların sonuçlarından da yararlanarak kısaca özetlemekte yarar vardır. II. binde adına Doğu kaynaklarında Luqqa, Luqqu veya Rwka şeklinde rastladığımız Lykia’lıların, bu dönemlerini yansıtacak arkeolojik bulgulara sahip değiliz. Bununla beraber 1960′lardan bu yana devam eden Karataş-Semayük kazıları, doğrudan doğruya Lykia’ lılarla ilgili olmasa bile, hiç değilse bölgenin III. binden itibaren iskân edildiğini ortaya koyan önemli sonuçlar vermiştir. Bölgenin batısındaki bir başka merkez olan Tlos’ta, tesadüfen bulunan II. bin baltası, hiç değilse bölgede kesintisiz bir iskanın bölgesi olarak yorumlanabilir.
Batı kaynaklarında, Lykia veya Lykia’lılardan ilk kez Troia savaşları dolayısıyla bahis bulmaktayız. Troia’lıların yanında kahramanca çarpışan ve Sarpedon’ un yönetimine giren Lykia’lılardan sitayişkâr şekilde bahseden Homeros, bu arada ilk kez bir şehir adını, Xanthos’u da Troia savaşları sırasında tanımamıza neden olmaktadır. Yine Homeros’tan Lykia’lıların Solymos’lılardan farklı bir kavim olduklarını da öğreniyoruz.
Lykia bölgesinde, sürdürülen arkeolojik kazılardan; Xanthos ve Letoon, şu ana kadar M.Ö.VIII.yüzyılın sonundan önceye ait malzeme vermemektedir. Bu durumda Tlos’ta bulunan II.bin yılına ait balta ile M.Ö.VIII. yüzyılın sonu veya en azından Troia savaşları ile sözü edilen arkeolojik malzeme arasındaki süreyi belgeleyecek, Lykia’da ne tür bir kültürün bulunduğunu söyleyebilecek durumda değiliz.
Grek kolonizasyonunun, etkin olduğu M.Ö.VII. yüzyılda Lykia’da, ilk koloni şehrinin Phaselis’te kurulduğu bilinmektedir. (M.Ö. 696)Aynı yüzyıl; Lydia’nın, büyük bir güç olduğu ve genişlediği dönemdir. Heredotos’tan öğrendiğimize göre; Lydia’lılar, Lykia’yı alamamışlar, hiç değilse büyük bir Lykia toprağı Lydia egemenliğinden kurtulmuştur. M.Ö. VI. yüzyıl, Lykia’nın, büyük ölçüde Grek dünyası ile temasta olduğu, Grek sanatından etkilendiği; gerek kazılarında bulunan, gerekse tesadüfen ele geçen Grek eserleri vasıtasıyla da tespit edilebilmektedir.
Pers istilası ile ilgili olarak, bölge için olduğu kadar bölgenin, tek tek bazı şehirleri için antik yazılarda geniş bilgi bulabiliyoruz. Harpagos’un, Xanthos’u alırken vukuu bulan olaylar, her ne kadar başlangıçta Pers yönetiminin acımasız ve katı olduğunu gösteriyorsa da, daha sonra Lykia şehirlerinin Perslere düşman ülkelerle veya şehirlerle birlikte hareket etmeye başlamaları, onlara karşı Greklerin yanında yer almaları bir süre sonra Pers yönetiminin gevşediğini gösterir. Bununla birlikte Lykia tasvir sanatında yeni bir moda-Pers etkisi – kendisini birçok eserde hissettirir. (Xanthos’taki Harpy ve Nereidler abidesi, Trysada ki Hereon veya Elmalı yakınındaki tümülüsler bu hususa verilecek en güzel örneklerdir).
Bölgenin ve şehirlerin egemenliğe kavuşması; Kimon’un Eurymedon’daki başarısından sonra söz konusudur ve şüphesiz öncülüğü, bir koloni şehri olması nedeniyle Phaselis’in alması da normaldir.
Pers egemenliğinin, daha gerçekçi bir ifade gerekirse Karia satrapı Mausolos yönetiminin sürdürdüğü M.Ö. IV. yüzyılın arasındaki iki ilginç şeyi kısaca hatırlatmakta yarar vardır. Sözü edilen zaman içindeki ilk enteresan durum; Lykia’nın kendi içinde bir birlik çabalarına giriştiği dönem olması ve bunun öncülüğünü Limyra beyi veya kralı Perikles’in, yapmasıdır. Henüz Pers egemenliği bölge için söz konusu iken, Perikles’in böyle bir girişimde bulunması ve girişiminin yalnız politik çaba olarak değil, askeri sefer düzenleyecek kadar ileri götürmesi hayli ilginçtir. Nitekim bu askeri sefer sonucu Telmessos’un da Lykia içinde sayıldığı bir gerçektir. İkinci ilginç durum ise; Letoon’da son yıllarda yine sözü edilen zamana ait Trilingual ( üç dilli ) bir kitabenin kazıda bulunması ve Batı Lykia’da söz sahibi olan Arbinas ve Pixodaros ile ilgili olarak bilgiler vermesidir. Şüphesiz Trilingual kitabenin en önemli yanı, Lykia dilini daha iyi çözümleme olanakları yaratmasındandır.
Arrianos’un naklettiğine göre, Lykia’yı alırken ve buradaki Pers egemenliğine son verirken İskender, hemen hiç bir direnişle karşılaşmamıştır. İdari yönden büyük bir değişiklik getirmeyen İskender, satraplık yönetimini kendi tayin ettiği Nearkhos, aracılığıyla sürdürmüştür. Ancak, idari yönden fazla bir şey getirmeyen İskender’in, kültür yönünden büyük bir değişikliğe neden olduğu kesindir. İdari bir karar mı yoksa tesadüf mü bilinmemekle birlikte, kesin olan Lykia yazısının İskender’den sonra kullanılmadığıdır.
İskender’in ölümünden sonra Lykia bölgesi, başlangıçta Antigonos Monophtalmos yönetimindeki Makedonyalılar’in elindedir. M.Ö. 310.da Ptolemaioslar’ın, 301de Lysimakhos’un eline geçer. M.Ö. 296da Ptolemaioslar’ın tekrar bölgeyi alışları ile yaklaşık 100 yıl süre ile el değiştirme işlemi durur. M.Ö. 197′de Seleukos kralı III. Antiokhos’un Anadolu’yu ele geçirme çabaları 190′da Magnesia harbinde yenilinceye kadar sürer. Bundan sonra Lykia bölgesi Doğu ile yakından ilgilenen Roma’nın etkisiyle Rodos kontrolüne verilir. Rodos’a karşı gösterilen hoşnutsuzluk, belki Lykia Birliğinin daha çabuk gelişmesinde etkin olmuştur. Lysanias ve Eudemos isimli iki kişi M.Ö. II. yüzyıl başlarında tam manasıyla bir birlik oluştururlar. Daha evvel de federatif bir yönetime sahip olan Lykialılar’ın, yönetim tarzları ile ilgili kesin kaynaklara sahip değiliz ve böyle bir idareye sahip olduklarını tahmin etmekteyiz. Ancak Birliğin oluşmasından sonra kesin olarak federatif bir idare söz konusudur. Strabon’un naklettiğine göre ise, birlik içindeki şehirlerden bazıları (Xanthos, Tlos, Pınara, Patara, Myra ve Olympos) diğerlerinden farklı bir statüye sahiptiler ve üç oy haklan vardı. Lykia Birliğine kısaca değindikten sonra, tekrar tarihi olaylara dönebiliriz.
Rodos’a karşı gösterilen hoşnutsuzluğun Roma senatosuna intikali sonucu, Karia ile birlikte Lykia’nın serbestiye kavuştuğunu biliyoruz. M.Ö. I. yüzyılda ise Lykia bölgesi için yeni bir istilâ söz konusudur. Pontus kralı I. Mithradates 88 yılında, Anadolu’nun birçok yeri gibi Lykia’yı da işgal eder. Mithradates’in Sulla tarafından yenilmesiyle, Lykia yeniden bağımsızlığına kavuştuğu gibi, idari bir düzenleme sonucu Milyas veya Kibyratis’teki bazı şehirler de bölge içine alındı. Aynı yüzyıl, Doğu Lykia için de karışıklıklarla doludur. Olympos ve Phaselis’i kendine üs yapan Zenekites yönetimindeki korsanlar, yalnız Lykia şehirlerini değil Doğu Akdeniz’in büyük bir kısmını yağmalıyorlardı. Servilius Isauricus’un Zenekites’i yenmesi ve korsanlara yataklık yapan Olympos’u cezalandırması ile bu tehlike de ortadan kalktı.
Roma’nın kendi içinde başlayan çekişmeler, kumandanlarla yöneticiler arasındaki farklı tutum M.Ö. I. yüzyılın ikinci yarısında Lykia’da da bazı çalkantıların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Nitekim Brutus’a karış direnme gösteren bazı Lykia şehirleri ve bu arada özellikle Xanthos, tarihindeki ikinci büyük felâketi bu sırada yaşar.
Augustus ile başlayan imparatorluk dönemi, idari düzenleme ve değişikliklerin dışında Lykia’nın her yönden gelişip zenginleştiği dönem olmuştur. M.S. I. yüzyılın başından itibaren bazı imparatorların bölgeye gelmeleri, M.S. II. yüzyılda yaşayan zengin Lykialılar’ın kendi şehirleri dışında diğerlerine de büyük yardımlarda bulunmaları mamur bir Lykia’nın doğmasına ve bu dönemin kalıntılarının günümüze kadar ulaşmasına sebep teşkil eder. Gerçi M.S. 141 yılında büyük bir deprem, Lykia’yı büyük ölçüde tahrip etmiştir. Ama sözü edilen zenginlerin ve Roma imparatorlarının bazılarının yardım elleri, bu felâketin yaralarının çabuk sarılmasına yetmiştir.
M.S. III. yüzyıl her ne kadar zenginliğin ve gelişmenin devam ettiği bir dönem ise de, 5 Ağustos 240′daki büyük zelzele ve arkasından yeniden korsanların türemesi, idarenin yavaş yavaş acze düşmesi, Lykia şehirlerinden bazılarının yavaş yavaş sönmeye başlamasının sebebidir. Pagan-Hıristiyan çekişmesi, giderek Hıristiyanlığın bölgede yayılması, belirli merkezlerin durumlarında değişiklikler meydana getirmiştir. Özellikle Myra, erken Hıristiyanlık döneminden itibaren bölgenin metropolisi durumunu kazanmıştır.
MS. IV. – VI. yüzyıllar, kilise kayıtları dışında bölge tarihi ile ilgili bilgi bulunmayan dönemlerdir. VII. yüzyıldan itibaren başlayan Arap akınları ise, Lykia şehirlerinin tümünün köy hüviyetine dönüşmeye başladığı zaman olmaktadır.
* Araştırma : Cevdet BAYBURTLUOĞLU (Likya Tarihi)
Kaynak : Ahmet GÜNDAY ( Dünden Bugüne Fethiye )





