fethiye güneşi

22 Ara, 2008

Fethiye Güzellemesi

Posted by: admin In: Fethiye

                                                                                                Prof. Dr. Şadan GÖKOVALI*

            Hey Hey… Güneyde denizlerin en namlısı Akdeniz, kuzeyde dağların en şanlısı Toroslar. Torosların dumanlı doruklarında da, Akdenizin mavi sularında da ağartılar. Acaba Torosların karları mı Akdeniz’e dökülmüş, yoksa Akdeniz’in ak köpükleri mi Toroslara çıkmış. Galiba Akdeniz’in, nice deniz kurduna ölümü hatırlatmış olan heybetli dalgaları Torosların yücelerinde patlamış. Bu dalgalar olanca güçleriyle Anadolu kıyılarına vurdukça, sayısız koylar, adalar, burunlar, uçsuz bucaksız kumsallar meydana getirmiş. Akdeniz’in kışın soba, yazın vantilatör aratmayan yumuşak ikliminde yılın sekiz ayı denize girerken Torosların boz dumanlı dağlarını görebilirsiniz.

              Binlerce yıldır insanlar buraların “dünyanın en yaşanılası” bölgesi olduğunu bildikleri için, tarihin en parlak kültür ve uygarlıklarını burada yeşertmişler. Üstelik beşbin yıldır Fethiye – Antalya arasına “LİKYA” diyorlar. Özbe öz Anadolulu olan bu ad, “IŞIK SOYLU” demek, “IŞIK ÜLKESİ” demek. Güzel Sanatlar ve güneş tanrısı Apollon da burada doğmuş. Işıktan, güneşten bir şey gizlenebilir mi? İşte bu yüzden, en eski çağlardan beri Telmessos’un ( Fethiye’nin ) kahinleri ünlüdür. Telmessos’lu kahinler, koskoca bir zeytin ağacında kaç meyve olduğunu saymadan bilirlermiş. Yine onlar, en ünlü komutan ve kralların gelecekleri hakkında çok önceden haber vermişler.

              Sözgelimi, Lidya Kralı Kroisos’ un başına gelecekleri önceden bilmişler. Açın “Tarihin Babası” Herodotos’un 1. kitabı Klio’yu, okuyun 78. maddeyi.

               “Sart ( Sardes ) çevresinde yılanlar çoğalmıştı. Atlar otlakları bırakarak, yılanları yemek üzere Sart çevresinde koşmaya başladılar. Kroisos bunu bir mucize saydı ve ne anlama geldiğini yorumlatmak için Telmessos’lu kahinlere elçiler yolladı.

                Kahinler yılanın “toprağın yavrusu”, atın da “savaşçı” olduğunu, dolayısıyla, yabancı orduların Lidya ülkesine saldırıp, yerli halkı perişan edeceğini söylediler. Ne yazık ki, elçiler Sart!a varıp kahinlerin sözlerini Kroisos’a aktarmaya fırsat bulamadılar. Çünkü daha onlar yolda iken, Pers kuvvetleri Sart’ı kuşatmış, Kroisos’u tutsak almışlardı.”

                Bodrum’lu Herodotos, Telmessos kahinlerinin, Sart’ın düşmemesi için önceden uyarıda bulunduklarını da, aynı kitabın 84. fıkrasında şöyle anlatır:

                 “…Telmessos’lu kahinlerin öğüdü üzerine, Lidya’nın eski kralı Meles, bir aslanı Sart surlarında dolaştırmıştı. Ancak surların çok sarp olan bir yerinde aslanın dolaştırılmasına gerek duyulmamıştı. Pers orduları, aslanın gezdirilemediği yerden girerek Sart’ı aldılar.”

                 Bereketli Likya – ki “lise” ve “lüks” sözleri de buradan gelmedir – , topraklarına çağlar boyunca sayısız saldırılar olmuştur. Bu saldırıların çoğuna Likyalılar yiğitçe karşı koymuşlardır. Homeros, İsa’dan 13 yüzyıl önce olan Troya savaşlarında Likyalıların nasıl kahramanca dövüştüklerini uzun uzun anlatır. Heredotos da Kshantos’luların Perslere karşı insanüstü güçle dövüştüklerini; yenileceklerini anladıkları zaman karılarını, çocuklarını ve mallarını ateşe verip, korkunç yeminler ederek düşmana saldırdıklarını, sonunda hepsinin öldüklerini çok duygulu sözlerle anlatır.

                 Nice savaş geçiren Telmessos’lular Büyük İskender’e savaşmadan teslim olmuşlar, 30 küçük kent de onları izlemişti. Prens Perikles, Telmessos’u Likya’ya bağladıktan kısa süre sonra Anadolu’ya gelen Büyük İskender, Nearkhos’u satrap olarak Likya’da bırakmıştı. O zamanlar Telmessos, Nearkhos’un eski dostu Antipatrides’in yönetiminde idi. Nearkhos, müzikçileriyle birlikte Telmessos’a ( Fethiye’ye ) sözde dostluk ziyareti yaptı. Oysa, müzik aletlerinin içinde silahlar gizliydi. Müzikçiler kaleye girdikten sonra silahlarını çekerek kenti ele geçirdiler. Ama Nearkhos ettiğini buldu, kendisinin deniz seferinde bulunduğu bir sıra, Frigya satrabı Antigonus Fethiye ve dolaylarını kendi sınırlarına kattı.

                  Bugünkü Fethiye’nin yerinde bulunan Telmessos, Karia’yı Pamfilya’ya bağlayan yol üzerinde idi. Bugün Fethiye ilçesi sınırları içinde yirmiden çok antik kent vardır. İlçenin dağlarından, üçbin yıllık kaya mezarları ova ve denizi gözetlemekte, ilçenin sokaklarında, yine aynı yaşta lahitler dolaşmaktadır. Fethiyeliler modern binalar kurar, caddeleri yaparken, bu yaşayan tarihlere hiç zarar vermemişlerdir.

                  Ya doğal güzellikler?

                  Ünlü turizm uzmanı Profesör Baade’nin “Yeryüzü cenneti… El değmemiş bakire!” dediği Fethiye, doğal güzellikler bakımından da eşi bulunmaz bir yerdir.

                  Hangisini anlatalım? Fethiye’ nin uzunluğu 150 kilometreye varan plajlarını mı? Bu kumsalları, plaj şemsiyeleri gibi gölgeleyip süsleyen çam ve günlük ağaçlarını mı? Fethiye Körfezi ( Glaukos ) ni bir düş ülkesine çeviren 14 adayı mı?

                  Katrancık’ı ( Çamlık ) görüp “Burası dünyanın en güzel plajı!” der; Çalış, Boncuklu, Belceğiz ( Ölüdeniz ) ve Kumluova’yı görünce sözünüzü geri alırsınız. Hele bir şafak ya da gurup zamanı Şövalye adasında bulunun; nice doğal güzellik tutkunu gibi siz de, ömrünüzün geri kalan kısmını Fethiye de geçirmek istersiniz. Hele Fethiyelilerin insanlık ve konukseverliklerini gördükten sonra, “Fethiye karasevdalısı” olup çıkmanız işten bile değildir.

                    Buraları gördükten sonra, Fethiye için söylenen “Akdeniz’in incisi” sözünü beğenmez olur, “inci Fethiye’den güzel miymiş? Varsınlar inciye <Denizin Fethiye’si> desinler” dersiniz. Fethiye için “Türk Riviyerası” denmesini de doğru bulmaz; Riviyera Fethiye’den güzel miymiş? Varsın Fransızlar Riviyeralarına <Fransız Fethiye’si> desinler” demekten kendinizi alamazsınız.

                     İşte size bir fırsat: 29 – 31 Temmuz tarihlerinde Fethiye’de Akdeniz Şenlikleri var. Gidin ve bol bol gezin. İnanıyoruz ki; anlatmaya çalıştıklarımızdan daha ilginç ve güzel yerler keşfedeceksiniz…

 

* Prof. Dr. Şadan Gökovalı :

Halıkarnas Balıkçısı ( Cevat Şakir Kabaağaçlı )’nın manevi oğlu olarak eserlerini ölümünden sonra yayımlayan, tüm kitaplarına önsöz yazan, Balıkçı’nın manevi mirasını yaşatan kişi olarak tanınmıştır. Turizm alanında Türkiye’de kültür turlarının başlatıcıları arasında yer alır.

1939’da Muğla’nın Gökova beldesinde doğdu. İzmir İktisadi Ticari İlimler Akademisi’ni bitirdi. Turizm üzerine yüksek lisans ve doktora yaptı; İletişim Bilimleri dalında doçent oldu. TRT ve bazı yayın organlarında muhabir ve yapımcı olarak çalıştı. 1980’den sonra Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu ile Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak görev yaptı. 1993’te Ege Üniversitesi Çeşme Meslek Yüksek Okulu’nda öğretim görevlisi ve idareci olarak hizmet vermeye başladı. Halen Yaşar Üniversitesi, Turizm Bölüm Başkanı olarak görevini sürdürmektedir.

Çoğu Türkiye’nin turistik yerleri hakkında olmak üzere yirmiden fazla kitabı çeşitli dillerde yayımlandı.

Cevap Yok to "Fethiye Güzellemesi"

Yorum Formu

Hakkında


"Yarin yanağından gayrı her şeyde hep beraber"



Hayyam


Var mı dünyada günah işlemeyen söyle:

Yaşanır mı hiç günah işlemeden söyle;

Bana kötü deyip kötülük edeceksen,

Yüce Tanrı, ne farkın kalır benden, söyle.

 

Eylül 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ara    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930